Türkiye’nin Ara Uçak İhtiyacı | Hava Kuvvetleri Ara Uçak Alımı Yapacak Mı?

Türkiye’nin ara uçak ihtiyacı konusunda değinmeden önce şunu belirtmek isterim. Türk Hava Kuvvetleri, gelecekte alımını yapacağı muharip savaş uçaklarını yıllar önceden belirlemekte, ilgili ihtiyaca dair araştırmaları; uçak ihtiyacını en optimum şekilde karşılamak üzere yapmaktadır. F-35 projesi ise bunun en bariz örneklerinden biridir.

Türkiye’nin Ara Uçak İhtiyacı Neden Doğdu?

Hava Kuvvetleri Komutanlığı 2020’li yıllarda hizmet ömrünü tamamen tamamlayacak olan F-4 Phantom savaş uçaklarının yerine alacağı yeni nesil savaş uçağını 12 Temmuz 2002 yılında F-35 programına katılarak belirlemişti. Türkiye’nin F-35 programına katılmasında elbette birçok nedenin etkili olduğu söylenebilir. Bunlar; F-4 Phantom’un envanter dışına çıkmaya başlaması ile oluşacak olan muharip uçak boşluğunu doldurmak, stealth kavramının yaygınlaşmaya başlayacak olması yüzünden bu teknolojilerden geri kalmamak, proje ortağı olarak üretimden önemli ölçüde pay almak, kazanılacak birikimlerin gelecekteki olası bir yerli savaş uçağı projesinde kullanmak vs. şeklinde sıralanabilir. Tüm bu etkenleri bir araya getirdiğimizde ise Türkiye’nin yeni nesil muharip uçağı olma yolunda F-35 tartışmasız en mantıklı seçeneklerden iriydi. (Bkz; ARTILARIYLA VE EKSİLERİYLE F-35)

F-35

Hal böyle olunca ve Türkiye’nin politik ve ekonomik açıdan küresel bir güç olma hedefleri bir araya gelince F-35’in yanında savaşacak yerli bir savaş uçağının üretilmesi kaçınılmaz derecede şart oldu. Bunun sonucu olarak ise 15 Aralık 2010 tarihinde yapılan Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) toplantısında yerli bir bir savaş uçağının yapımı için TÜRK HAVACILIK VE UZAY SANAYİİ (TUSAŞ) ile görüşülmesi kararlaştırıldı. (Bkz; MİLLİ MUHARİP UÇAK (MMU) KAÇIN NESİL OLACAK? (4/4,5/5))

Kısacası birkaç yıl öncesine kadar Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın gelecekteki muharip savaş uçağı konunda herhangi bir kaygı veya endişe durumu yoktu. Ara uçak ihtiyacı ise söz konusu değildi. 2020’li yıllarda Türkiye, elindeki F-4’leri F-35’ler ile değiştirmeye başlayacak ve 2030’lara gelindiğinde Türkiye modernizasyonlardan geçmiş 240 F-16’dan ve teslimatların tamamlanması ile beraber 100+ F-35’den oluşan gayet güçlü bir hava gücüne sahip olacaktı. Söz konusu bu platformlar Hürjet, Akıncı ve MİUS gibi yerli platformlarla desteklendiğinde ise fazlasıyla katmanlı ve kaliteli bir Hava Kuvvetleri’miz olacaktı. (Bkz; HÜRJET JET EĞİTİM VE HAFİF TAARRUZ UÇAĞI)

2030’lardan sonraki süreçte ise tek motorlu, yerli olmayan ve birtakım sorunları olan F-35‘in eksik yanlarını dolduran çift motorlu ve Hava-Hava görevleri odaklı Milli Muharip Uçak (MMU) / Turkish Fighter X (TF-X) tam operasyonel olarak envantere girmeye başlayacaktı. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın bu planları ile Türkiye, birçok ülkenin imreneceği bir hava gücüne sahip olacaktı. Ancak ABD ile Türkiye arasında görünen nedeni S-400 olan ancak altına birçok siyasi ve diplomatik nedenler yatan kriz sürecinden sonra Türkiye’nin F-35 programındaki yeri askıya alındı. Bu ise Türk Hava Kuvvetleri’nin planlarını suya düşürmekle birlikte Milli Muharip Uçak’a kadar bir boşluk oluşmasına sebep oldu. Bu durumda ara uçak ihtiyacı konusunu gündeme getirdi. (Bkz; TUSAŞ’IN MİLLİ MUHARİP UÇAK (MMU) PROJESİ)

Yunanistan’ın F-35 ve Rafale Alımı

F-35 ve S-400 konusunda yaşanan kriz dolayısıyla Türkiye’nin ara uçak ihtiyacı ve ara alım yapıp yapmayacağı konusu zaman zaman gündeme gelmekte. Ancak yakın zaman Türkiye’nin en önemli bölgesel rakiplerinden biri olan Yunanistan’ın yaptığı silahlanma hamlesi özellikle konuyu gündeme getirdi.

ara uçak ihtiyacı ara çözüm
Rafale

Yunanistan 10 yıl sürecek olan ve içerisinde Fransa’dan 18 adet Rafale savaş uçağı alımını da kapsayan önemli bir silahlanma adımı atmıştı. Genel olarak Rafale savaş uçakları özellikle Meteor Füzeleri ile Türkiye için önemli ölçüde tehdit oluştursada MMU’nun envatenere girip ilk filoların oluşacağı 2030’lu yıllara kadar Adalar Denizi’ndeki hava üstünlüğünün değişmesine neden olmayacaktı. Ancak yakın zamanda Yunanistan’ın ABD’den 18-24 adet F-35 talep etmesi ve alımı düşünülen Rafale sayısının artacağı haberleri tabiki de işin şeklini değiştirdi. (Bkz; YUNANİSTAN’IN YENİ SİLAHLANMA PROGRAMI (18 RAFALE, 4 FIRKATEYN…))

Türk kamuoyunda EuroFighter Typhoon, F-15, F-16, F-18, SU-35, JAS-39 Gripen ve JF-17 uçaklarının ismi anılsada resmi makamlardan yeni bir uçak alımı planlandığına dair herhangi bir açıklama yapılmadı. Daha önceki açıklamaları da göze alırsak Türkiye’nin MMU’ya kadar herhangi bir uçak alımı yapacağı düşünülmüyor.

Peki Türkiye’nin Ara Uçak İhtiyacı Mevcut Mu?

Bu konuda birçok farklı görüş bulunmakla birlikte konu detaylı bir şekilde ele alınmalı.

Konu ele alınırken yapıldığını düşündüğüm en büyük hatalardan biri olaya sadece muharip uçak sayısı ve çeşidi olarak bakılması. Örneğin Yunanistan’ın planlarını hayata geçirmesi durumunda 2027-28 yıllarında F-35, Rafale, F-16 ve Mirage 2000’lerden oluşan, nicelik olarak Türk Hava Kuvvetleri’nin sahip olduğu muharip savaş uçaklarına ortalama denk ancak nitelik olarak HvKK’nin muharip uçaklarından üstün bir hava gücüne sahip olacağı söylenebilir.

Bu durum ise birçok kişiye kaygılandırmakla beraber yeni uçak alımına ihtiyacımız olduğunu düşündürebilir. Yunanistan’ın Rafale ve F-35 gibi iki farklı uçaktan birer filo tedarik etmesi sonucu yaşayacağı lojistik ve ekonomik sorunları, iki ülkenin pilotaj kalitesindeki farkı vs. göz önüne almadığımızda dahi ben bu sonuca ulaşamıyorum. Nedeni ise olayı sadece muharip uçak sayısına bakarak değerlendirmemem.

Hava Kuvvetlerinin Geleceği, Ara Uçak İhtiyacı ve Yeni Nesil Savaşlar

Dünyanın ve teknolojinin yaşadığı değişim her alanı etkilediği gibi elbette savaş konseptlerini de etkilemekte. Örneğin denizlerdeki en tehlikeli savaş araçları olan denizaltılara karşı yapılan denizaltı savunma harbi tam anlamı ile katmanlı yapılmalıdır. Havada deniz karakol uçakları ve helikopterlerle, denizde muharip gemilerle ve deniz altında denizaltılar aracılığı ile yapılmalıdır. Sonobuoylar, daldırma sonarları, manyetik anomali algılayıcılar ve gelişmiş sonar sistemleri denizaltı savunma harbinde çok kritik rol oynamaktadır. Bu platformlardan ve ürünlerden herhangi birinin eksik olduğu bir denizaltı savunması düşünülemez. Elbette muhtemelen başarısızlıkla sonuçlanır.

İşte değişen ve gelişen teknolojilerin bize savaşlarda kazandırdığı en önemli kavramlardan birisi de “katman”dır. Denizaltı savunma harbi gibi hava savunma harbide savaş uçakları, en yüksekten en alçağa kadar hava savunma sistemleri ve gemiler ile katmanlı olarak yapılır. Bunun yapılmadığı ortamlarda elektronik harp desteği ile Bayraktar TB2 ve Anka İHA’larımız neler yapılabileceğini yakın zamanda Libya, Suriye ve Azerbeycan topraklarında gösterdi. İşte ben aynı şekilde bir hava kuvvetlerinin de katmanlı olması gerektiğini savunuyorum.

Örneğin çok gelişmiş bir hava savunma sistemi olan Pantsir’lerden Suriye’de bol miktarda mevcuttu. Ancak diğer sistemlerle beraber katmanlı ve tam entegre bir hava savunma ağı kuramadıkları için Türk Silahlı Kuvvetleri, Pantsir’leri kolaylıkla avladı.

Meteor yüklü bir Rafale’ın ve tam stealth moddaki bir F-35’in Türkiye için oluşturabileceği tehdit elbette küçümsenemez. Ancak Türkiye’nin 2027-28 yıllarında sahip olacağı E-7T Barış Kartalı Uçakları, Hava SOJ’lar, Hürjetler, MİUS’lar (Baykar’ın turbofan motorlu ve stealth karakteristiğe sahip muharip İHA projesi) ve yerli AESA radar modernizasyonundan geçmiş F-16’larda küçümsenemez. Bu yerli platformların hiçbiri ne F-35 kadar ne de Rafale kadar güçlü ve caydırıcı olacak. Ancak bu sistemler ağ merkezli harp ortamında birbiri ile tam entegre çalıştığı zaman tam anlamı ile caydırıcı olacaklar.

Bahar Kalkanı Harekatı ve E-7T, F-16, AİM-120 AMRAAM Üçlüsü

Muharip uçaklar birçok kabiliyeti aynanda barındırmak zorunda oldukları için hava muharebelerinde ihtiyaç duyulan daha yüksek menzilli ve gelişmiş radar ihtiyacını karşılamak için, özel ve gelişmiş radarlar taşıyan uçaklar üretilir. Bu uçaklara Awacs ya da Türkçe adı ile Havadan erken uyarı ve kontrol uçakları (HİK) denir.

F-16

Türkiye’nin mevcut 4 adet E-7T Barış Kartalı uçağı ile sahip olduğu kabiliyetler Yunanistan’dan hem teknik hem de beceri olarak çok daha ileridedir. Bahar Kalkanı Harekatı sırasında düşürdüğümüz Suriye uçakları ise bunun en önemli örneklerinden biri konumunda.

Karşılık elektronik harp ortamında savaş uçaklarından tam anlamı ile verim alamadığımız için Suriye’ye karşı dünyada çok az ülkenin sahip olduğu bir kabiliyetimizi gösterdik. Bu kabiliyetimiz ise harekatın seyrini değiştiren birkaç olaydan birine neden oldu.

Bahar Kalkanı Harekatı sırasında yaşanan olay şu şekilde:

Suriye’ye ait SU-24’lerin F-16’nın radarının izini görmemesi için F-16’larımız kendi radarını kapatıyor. Link-16 veri bağı sayesinde F-16’mız ve Awacs’ımız birbirlerine gerekli bilgileri aktarıyor. Awacs’ımız gerekli bilgileri aldıktan sonra SU-24’ü tespit ve teşhis ediyor. F-16 ise Awacs’dan aldığı radar verileri ile düşman SU-24’üne AIM-120 AMRAAM C7 füzelerini kitliyor ve ateşliyor. Awacs radar güdümlü füzenin önünü aydınlatıyor ve Suriye’ye ait Su-24’leri düşürüyor.

Bu durumda biz; F-16’ları riske etmeden, F-16’larımız elektronik harbe maruz kalsa bile ağ merkezli harp sayesinde rahatlıkla Suriye uçaklarına üstünlük kurabilmekteyiz. Ancak Yunanistan ve sahip olmayı planladığı F-35’ler elbette bu kadar kolay yem olmayacak.

Bu durumda ise bizim daha gelişmiş bir ağ merkezli harp kabiliyetine ve bazı yeni nesil silah sistemlerine ihtiyacımız olacak. Örneğin F-35 gibi 5. nesil bir muharip uçağın karşısına 4’üncü veya 4.5 nesil bir uçak ile çıkmak hata olur. Veya gelecekte F-35’lerin karşına F-35 gibi radar kesit alanı düşük (Stealth) bir İMHA olan MİUS’u da çıkartmamız hata olur. Ne MİUS ne Hürjet ne de ara uçak ihtiyacı için tedarik edeceğimiz başka bir uçağın F-35 karşısında tek başına pek şansı olmayacak.

Ancak F-35’den daha yüksek manevra kabiliyetine ve aerodinamik özelliklere sahip F-16’lar, F-35 gibi stealth olması planlanan MİUS’lar, F-35’in sahip olduğundan daha gelişmiş bir radara sahip olan E-7T Awacs, F-35’den çok daha yüksek bir elektronik harp kabiliyetine sahip olacak olan Hava SOJ, Erken İhbar Radar Sistemi (EİRS), Siper, Koral, Redet II vb. sistemler savaş arenasında birbiri ile tam entegre bir şekilde hem nitelik hem de nicelik açısından Yunanistan’a karşı ara uçak ihtiyacı olmaksızın üstünlük kurabilir. (Bkz; SİPER YÜKSEK İRTİFA HAVA SAVUNMA SİSTEMİ (HİSAR-U))

Muharip İnsansız Uçak Sistemi (MİUS)

Özellikle MİUS 4.5 ton maksimum kalkış ağırlığına sahip olması planlanan çok hafif bir platform. Ancak HvKK’ye stealth kabiliyeti kazandıracak olması çok önemli. Ayrıca Yunanistan sadece bir filo F-35 alabilecekken Türkiye çok daha hacimli MİUS siparişlerinde bulanabilecek. MİUS’ları F-16’lar, Hava SOJ’lar ve E-7T’ler ile tam entegre çalıştırmak, F-35’lerin karşısına, ara uçak ihtiyacı çerçevesinde insanlı ve çok pahalı yabancı bir 4.5 nesil uçak ile çıkmaktan daha makul bir çözüm yolu. Şuan MİUS üzerinde Baykar firması, Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile koordineli bir şekilde çalışmakta. HvKK, MİUS için isterlerini belirlerken MMU’ya kadarki süreçte söz konusu olan ara uçak ihtiyacını da göz önünde bulunduracaktır. (Bkz; BAYKAR’IN İNSANSIZ SAVAŞ UÇAĞI PROJESİ MİUS)

Diğer Faktörler

Türkiye’nin ara uçak ihtiyacı konusunda yabancı bir sisteme ihtiyacı olmayacağı konusunu kendimce açıklamaya çalıştım. Yunanistan’ın F-35 alıp operasyonel hale getirmesinin 2027-28 yıllarını bulacağını varsaydığımızda bizim ara uçak ihtiyacımız olmadığını, olaya sadece muharip uçak sayısı ve çeşidi üzerinden yaklaşmamak gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden Türkiye’nin envanterde olan veya envantere girecek olan bazı sistemlerine değindim. Ancak elbette bir hava üstünlüğü sadece uçar platformlar veya radar, hava savunma sistemleri veya gemilerin desteği ile sağlanmıyor. Veya F-35’in yaptığı bir işi sadece uçaklar yapacak diyemeyiz.

BORA BALİSTİK FÜZE

Örneğin F-35’in risk alarak taarruz edeceği stratejik bir hedefe Türkiye uçak kaldırmak zorunda değil. Yunanistan’ın sipariş verip sıraya girmesi durumunda 2025’ten önce alıp operasyonel hale getirmesi çok zor olan F-35’ler Yunanistan’ın envanterine girdiğinde, bizim 800+ menzilli seyir füzemiz Gezgin’de muhtemelen envantere girmiş olacaktır. (Bkz; GEZGİN SEYİR FÜZESİ PROJESİ | GEZGİN’E UKRAYNA MOTORU (AI-35))

Veya “BORA FÜZESİNİN MENZİLİ 280 KM Mİ? BORA VS PRSM” adlı yazımızda da açıkladığımız gibi Bora kadar büyük bir füzenin menzilinin sadece 280 km olması beklenemez.

Ayrıca 2014’te veya daha önceki bir tarihte bitmiş olan Bora projesinden sonra yeni bir balistik füze üretip üretmediğimiz, ürettiysek kaç tane ve kaç km menzilli ürettiğimiz gibi soruların cevabı muamma. Yunanistan’ın F-35’i operasyonel hale getireceği tarihe kadar balistik füze teknolojilerimizin hangi seviyeye ulaşacağı yine muamma. Ancak ne olursa olsun 10 yıllık bir ara uçak ihtiyacına karşın yeni bir uçak almadan bizi idare edeceği kesin.

Sonuç Olarak Türkiye’nin Ara Uçak İhtiyacı Var Mı? Türkiye Ara Uçak İhtiyacını Nasıl Karşılamalı?

Türk Hava Kuvvetleri’nde F-35 gelmediği için bir ara uçak ihtiyacı oluşacak / oluştu. Ayrıca çevre ülkelerin silahlanmaya başlaması ve 5. nesil savaş uçağı elde edecek olması bizi önemli ölçüde rahatsız ediyor. Bu durumda Türkiye için ara uçak ihtiyacını zaman zaman gündeme getiriyor.

Ancak söz konusu savaş uçaklarını Yunanistan’ın alabileceği minimum tarihe kadar biz MİUS, Hürjet, Hava SOJ, EİRS, SİPER ve İ Sınıfı gibi çok kritik sistemleri envantere almış olacağız. Yani Yunanistan’a muharip savaş uçakları haricindeki birçok alanda yerli sistemler ile fark atmış olacağız. Bu sistemlerin her biri düşman uçakları tespit etme, vurma, köreltme veya vurma potansiyeline sahip sistemlere gerekli verileri iletme kabiliyetine sahip.

Bahar Kalkanı Harekatı sırasında E-7T’ler, F-16’lar ve AIM-120 AMRAAM füzeleri arasında Link-16 üzerinden bağlantı kurarak yaptığımız gibi gelecekte envantere alacağımız yerli platformları birbirleri ile tam entegre ve koordineli olarak çalıştırdığımızda, MMU’ya kadar bizi idare edecektir ve fazlasıyla caydırıcı olacak bir hava gücüne sahip olacağız. (Bkz; EİRS | ERKEN İHBAR RADAR SİSTEMİ PROJESİ | ASELSAN)

Tam stealth moddaki bir F-35’e karşı ne MİUS, ne Hürjet, ne F-16 ne de ara uçak ihtiyacına karşılık tedarik edilecek bir 4.5 nesil uçak tek başına başarılı olamaz. Ancak F-35’e karşı birçok tam stealth moddaki MİUS; E-7T, Hava SOJ ve F-16 gibi sistemlerle koordineli bir şekilde çıktığında ve gövde içerisinde Gökdoğan ile Bozdoğan Hava-Hava füzelerini bulundurduğunda F-35’lere karşı bir takım başarıları olabilir. Unutmamak gerekir ki F-35 gövde içindeki füzeleri ateşlemek için silah istasyon kapaklarını açtığında veya MİUS’u göremeden MİUS’a gereğinden fazla yaklaştığında radarda görülebilir hale gelecektir. (Bkz; GÖKTUĞ FÜZE AİLESİ | GÖKDOĞAN VE BOZDOĞAN HAVA-HAVA FÜZELERİ)

Milli Muharip Uçak

Yani hem ağ merkezli harp kabiliyetlerimiz korur ve geliştirirsek hem de stealth kabiliyetine erişip nicelik avantajı yakalarsak zaten hava üstünlüğümüzü koruyabiliriz.

Bu kabiliyetler 800 kilometre menzilli olması beklenen Gezgin Seyir Füzesi ile veya balistik füzelerimiz ile desteklendiği taktirde Türkiye, Milli Muharip Uçak gelesiye kadar yeni uçak almadan rahatlıkla idare edebilecektir.

Bu konuda Türkiye’nin insansız muharip hava araçlarına, elektronik harbe ve ağ merkezli harbe önem vermesi en kritik noktalardan bazılarıdır. Ayrıca ara uçak ihtiyacına karşın yeni bir 4.5 nesil uçak almak yerine F-16’ların Özgür ve yerli AESA radar modernizasyonlarını yapmak Hava Kuvvetleri Komutanlığı’mızın caydırıcılığı için daha önemli. (Bkz; AESA RADAR PROJELERİ | ASELSAN | BAYRAKTAR AKINCI, F-16, MMU)


Türkiye’nin Ara Uçak İhtiyacı | Hava Kuvvetleri Ara Uçak Alımı Yapacak Mı?

One Response
  1. Yalcin Yuce Mayıs 20, 2021 Reply

Bir yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi*